BDDK’dan 10 soruda döviz kararı

yazar

2022.06.28 06:30

Cuma günü BDDK, döviz varlığı 15 milyonun üzerinde olan şirketlerin Türk Lirası kredi kullanmasını yasakladı. 10 madde çerçevesinde BDDK’nın nihai kararlarının ne anlama geldiği, hedefin ne olduğu, hangi ortamda alındığı ve olası sonuçları.

BDDK'dan 10 soruda döviz kararı
Fotoğraf: Depofotolar

Abone Ol

Google Haberleri

1. BDDK’nın döviz varlık limiti şirketler için ne anlama geliyor?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), döviz varlığı 15 milyon TL’yi aşan şirketlerin TL kredi kullanmasını şart koşuyor. Bu şirketlerin cirolarının ve aktif büyüklüklerinin %10’undan fazla döviz veya altın pozisyonu olması durumunda TL kredi kullanamayacaklardır. Döviz varlıkları 15 milyon TL’yi geçmeyen şirketler, bu limitin altında kalmak kaydıyla TL kredi kullanabilecek. BDDK açıklamasının, sözleşmelere uymayan özensiz bir dille kaleme alınmış olması ve üzerinde dolaşma gibi kaba ifadelerin olması da dikkat çekicidir.

2. Ekonomi yönetimi bu karardan ne umuyor?

Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 14’te tutmadaki ısrarı, enflasyonun yüzde 80’e dayanması; Bu durum hem şirketlerin hem de bireylerin yeniden dövize yönelmesine neden oldu. Korunan mevduat (KKM) 1 trilyona yaklaşırken, bu para şimdilik dövizden uzak tutulsa da dolar kuru 17,40 TL’ye yükseldi. TCMB’nin döviz rezervlerinin kademeli olarak erimesi, döviz kurlarına etkin bir müdahaleyi imkansız kılmaktadır. Özellikle şirketlerin Temmuz ayında sona erecek olan KKM hesaplarından dövize dönme tehlikesi endişe yaratmaktadır. Bu nedenle sözde “makro ihtiyati tedbirler” ile piyasaları hareketlendirmeye çalışılıyor. Ticari krediler bir miktar artış gösterse de bu enflasyon ortamında yüzde 27-28 faiz oranlarıyla şirketler için cazip olmaya devam ediyor. Enerji, hammadde ve navlun fiyatlarındaki keskin sıçramalar, hızlanan enflasyon ortamında şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacını artırdı. MB Finansal İstikrar Raporu’na göre reel sektörün yarısı TL, yarısı döviz olmak üzere 3,8 trilyon TL iç kredi borcu bulunuyor. Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli işletmelerin kullandığı taksitli ticari krediler 760 milyar TL’ye ulaştı. Bu koşullarda ucuz kredilerden mahrum kalmak istemeyen firmaların Tebliğ uyarınca döviz satışına geçerek döviz kurunda istikrar kazanması umulmaktadır.

3. BDDK’nın son kararı hangi ekonomik ortamda alındı?

Döviz kurlarının en azından seçim dönemine kadar sabit kalması için enflasyona endeksli tahvil ihracının planlandığı biliniyordu. Ancak böyle bir uygulamanın bütçeye ağır bir yük getireceği ve banka bilançolarında bozulmaya yol açma riskinin anlaşılması üzerine bu adımdan vazgeçilmiştir. Gelire endeksli senet (GES) ise tahmin ettiğimiz gibi fiyaskoyla sonuçlandı. Sadece 6.6 milyar TL, 400 milyon doların altında bir taleple karşılaştı. Kredi risk primleri (CDS) 800 baz puana ulaştı ve Türkiye’nin Eurobond’ları yüzde 10’un üzerinde ürkütücü bir faiz oranıyla alıcı bulmaya başladı. Böyle kötüleşen koşullarda, şirketleri döviz varlıklarını satmaya zorlayan BDDK kararı son çare olarak uygulamaya konuldu.

4. Reel sektörün döviz varlıklarının mevcut durumu nedir?

TCMB’nin son verilerine göre, tüzel kişilerin mevduat ve katılım bankalarında toplam 79 milyar dolarlık döviz varlığı bulunuyor. Mart ayında 83 milyar dolardan 74 milyar dolara düşen bu mevduatlar, KKM’deki iştiraklerle yeniden yükselmeye başladı. Burada önemli olan nokta, firmaların brüt yabancı para varlıklarından ziyade yabancı para varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki farkı gösteren net yabancı para pozisyonudur. THY, Pegasus ve Zorlu Enerji gibi birçok şirketin net döviz pozisyonu negatif. Bildiğimiz kadarıyla BDDK kararında bu konuda bir hüküm bulunmamaktadır.

5. Reel sektör şirketlerinin toplam net döviz pozisyonu nasıldır?

TCMB 2022 Mart verilerine göre reel sektör şirketlerinin 162,3 milyar dolarlık döviz varlıklarına rağmen 276,4 milyar dolarlık döviz borcu bulunuyor. Böylece net döviz pozisyonu eksi 114,1 milyar dolar. Bu rakam 2016 sonunda eksi 180,1 milyar dolar oldu. Son 6 yılda reel sektör, özellikle yurt içi bankalara olan döviz borçlarındaki 43 milyar dolarlık düşüşle bu açığı kapattı. Özetle bu istatistiklerden şirketlerin döviz varlıklarının ağırlıklı olarak döviz yükümlülüklerini karşılamak için tutuldukları söylenebilir. Ayrıca ihracat alacakları (31,4 milyar dolar) ve ithalat borçları (35,7 milyar dolar) dış ticaret pozisyonunun dış ticaretin finansman bölümünü oluşturmaktadır.

6. Reel sektör firmalarının bu yıl ne kadar dış borç ödemesi gerekiyor?

Finans dışı sektörün Mayıs 2021 ile Nisan 2022 arasında ödenmesi gereken 14,4 milyar dolarlık dış borcu bulunuyor. Bunun 13 milyar doları vadesi gelen uzun vadeli borç, 1,4 milyar doları ise kısa vadeli borç ödemeleri. Bir başka sınıflandırmada reel sektörün kısa vadeli döviz varlıkları 138 milyar dolar, döviz yükümlülükleri ise 81,3 milyar dolar. Böylece kısa vadede 56,7 milyar dolar döviz fazlası var. İşin ilginç yanı, ekonomi yönetiminin aksi açıklamalarına rağmen TCMB’nin KKM’deki parayı döviz varlıkları içinde sınıflandırması. Bu sayede kısa vadeli net döviz varlıkları artı kazandırmaktadır. Buradan şirketlerin kısa vadede döviz varlıklarını azaltsalar bile önümüzdeki yıllarda tekrar satın almak zorunda kalacakları sonucunu çıkarabiliriz. Yani günü kurtarmak için bir uygulama ile karşı karşıyayız.

7. İhracat gelirlerine bakıldığında şirketler sektörünün döviz borçları ne durumda?

Öncelikle şu noktayı hatırlatalım: 2 Mayıs 2018 tarihli bir kararla döviz borcu 15 milyon doların altında olan firmaların borçlanmaları ihracat gelirleriyle ilişkilendirildi. Böylece önemli bir risk faktörü kontrol altına alınmış oldu. Finansal İstikrar Raporu’nda, 26,2 milyar dolarlık döviz borcunun 15 milyon doların altında olanlara, 197,4 milyar dolarının ise 15 milyon dolardan fazla borcu olanlara ait olduğu belirtiliyor. Birinci grupta 24.300, ikinci grupta ise 1.700 şirket bulunmaktadır. Burada ilginç olan nokta, 2018 yılında küçük firmanın büyüklüğünün 15 milyon doların altında olduğu belirlenirken; Bugün döviz varlığı 15 milyon TL’nin altında, yani 900 bin dolar civarında olanlar bu kategoriye giriyor.

8. BDDK’nın bu kararı istenilen sonucu verebilir mi?

İlk aşamada firmalar TL kredilerden mahrum kalmamak için döviz satışına yönelebilirler. Ancak bu tepki, paranın iadesini ve geri alınmasını ve bu parayı şirket ortaklarının kişisel hesaplarına aktarmalarını engellemez. Bu adımların da izleneceği korkusu yayılırsa, dövizi kasada tutmaları söz konusu olabilir. Bu uygulama bazı şirketlerin döviz borçlarını erken ödeyerek, ithalat taleplerini öne çekerek veya daha fazla hammadde stoğu tutarak döviz varlıklarını satmalarına yol açabilecek ve bu da döviz kurunun gevşemesine yardımcı olmayacaktır. Aksine, yurtdışına döviz transferleri erken yapılır. Ayrıca vadeli piyasadan döviz alımı döviz kurlarını artırıcı etki yapmaktadır.

9. Peki, bu adım sermaye kaçışına yol açar mı?

Bazı firmalar döviz varlıklarını yurtdışına transfer etmenin yollarını arayabilirler. Sattıkları dövizi geri alarak tahvil, bono gibi yabancı finansal varlıklara yönelmek veya düşük ihracat fiyatları veya yüksek ithalat fiyatları göstererek yurt dışına sermaye aktarmak gibi bilinen yöntemlere başvurabilirler. BDDK, şirketlere eurobond satın alma esnekliği veriyor. Bunun dezavantajı da eurobond alma eğiliminin fiyatları artırması ve yabancılara satış fırsatı yaratması olabilir. Bu tedirgin edici ortam, döviz müdahalelerinin geçici de olsa döviz kurunu aşağı çekmesi durumunda kişi ve şirketlerin döviz alımlarını tetikleyebilecektir. Yerli aktörler dövizlerini güvende tutmanın yollarını ararken, son dönemde özel swaplarla cezbedilmeye çalışılan yabancı sıcak para, kendilerini tedirgin hissetmelerine ve Türkiye’den uzak durmalarına neden oluyor.

10. BDDK’nın bu uygulaması döviz kurlarını düşürmeyi başarırsa Türkiye ekonomisi rahat bir nefes alacak mı?

Döviz kurunun görece yüksek olduğu bir konjonktürde bile cari açık yakıcı bir sorun olmaya devam ediyor. Cari fazla vereceğiz dediğimizde cari açık ilk 4 ayda 21,1 milyar dolara ulaştı. Ayrıca, son iki ayda art arda yapılan faiz artırımları sonucunda küresel ekonominin küçüleceği ve resesyonun kapıda olduğu korkusu yaygınlaştı. Dünyadaki bu karamsar havadan en olumsuz etkilenecek bölge, Ukrayna savaşından da olumsuz etkilenen AB ekonomileri olacaktır. Böyle bir yol ayrımında, döviz kurunu zorla düşürme çabası, zaten yavaşlayan ihracat gelirlerini bozabilir ve ödemeler dengesini olumsuz etkileyebilir. Belki daha da önemlisi, döviz kurundaki oynaklığın artması hem dış ticareti engelleyebiliyor hem de yanlış zamanlama yapan aktörlere (örneğin, döviz kuru yükseldiğinde ithalat bedelini ödemek zorunda kalan veya mallarını takas edenlere) kapı açabiliyor. döviz kuru düştüğünde döviz) büyük kayıplara uğramak ve hatta iflasa sürüklenmek.

Videolu haberler için YouTube kanalımıza abone olmak

Leave a Reply

Your email address will not be published.