Halkbank’ta 41,4 milyar TL kime gitti?

Geçen hafta Vakıfbank’taki darbeyi anlatan CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, bugün Twitter hesabından yaptığı açıklamada Halkbank’ta kredilerin nasıl dağıtıldığını ortaya koydu.

Karabat, “AKP’nin kamu mallarını nasıl yağmaladığını ortaya çıkarmaya devam ediyoruz” diyen Karabat, “Risk taşıyan ve geri ödeme güçlüğü çeken krediler yakın izleme (YİK) kapsamında değerlendiriliyor. Sayıştay’ın raporlarına göre, Halkbank’ta 2020’de YIK’ler bir yılda yüzde 48,4 artarak 41,4 milyar TL’ye ulaştı, riskli kredilere ağırlık verildi” dedi.

Karabat’ın paylaşımı şöyle:

Halkbank’ta brüt tahsili gecikmiş alacaklar toplamı 16,9 milyar TL olup, bunun yaklaşık yüzde 20’si, 3 milyar 297 milyon TL’si teminatsız kredilerden oluşmaktadır. Bakkal bile kredi verirken daha dikkatli ama Halkbank yönetiminin belli kişilere sermaye akıttığı görülüyor.

Kamu bankalarında bu kadar kaybın nedeni, banka yönetimlerinin AKP’nin rehberliğinde kararlar almasıdır. Ancak ne partizanlar ne de oraya atanan bürokratlar burada sorumluluklarından kaçamazlar. Mahkemede hesap sorulacak.

“HASAR GİZLİ”

Devlete ait işletmeler AKP tarafından öyle bir duruma getirildi ki, bu destekçilerden sermaye akışı ve kurumların kaybı normal karşılanıyor. Halkbank’ta da durum aynı.

Türk Telekom’u hatırlayın. Halkbank, Hariri ailesine satılan şirket için de kredi verdi. Bu krediler ödenmeyince Türk Telekom’un hisseleri geri alındı. Halkbank’ın kaybı burada gizli.

Halkbank’ta 2020 yılında en riskli 200 kredinin toplam kredi alacakları içindeki payı yaklaşık yüzde 28’e tekabül ediyor. Bu, bankacılık faaliyetleri için kabul edilemez bir orandır. Ancak AKP’nin Halkbank yönetimi bunu normal karşılıyor.

En büyük 200 gayrinakdi kredi müşterisinin toplam gayrinakdi kredi içindeki payı yüzde 50 civarında. Bu kredilerin ihracında banka menfaatlerinin korunması ve garanti altına alınması konusundaki hassasiyetin gösterilmediği anlaşılmaktadır.

Asıl amacı küçük esnafı ve KOBİ’leri desteklemek olan Halkbank’ın büyük şirketleri destekleyerek asıl amacından saptığı açıktır. YİK kapsamında sadece 3 şirkete aktarılan kaynak 6,1 milyar TL. Halkbank onlara hangi kriterlere göre verdi?

Halkbank’ın riskli kredi verdiği 200 şirkete aktarılan kaynak 27 milyar TL’yi aştı. Bu krediler toplam riskin yüzde 76’sına tekabül ediyor. Bütün bu şirketler saklanıyor.

260 milyon dolar kredi verilen bir elektrik-inşaat şirketi borcunu ödeyemiyor ve borç 2 yıl geri ödemesiz 7 taksitte yeniden yapılandırılıyor. Bu şirkete sürekli tavizler veriliyor.

Bankanın 28.09.2011 tarihli yönetim kurulu kararında, başka bir firmadaki riske işaret edildi. Ancak daha sonra Halkbank yönetimi bu şirkete 450 milyon dolar nakit, 40 milyon dolar nakit dışı limit tahsis etti. Borç daha sonra yeniden yapılandırıldı.

“122 MİLYON TL BORÇ TEMİZLENDİ”

Başka bir örnek. 2018 yılında yönetim kurulu kararı ile turizm ve otelcilik alanında faaliyet gösteren bir şirket için önce 400 milyon TL, ardından 500 milyon TL kredi limiti tanımlandı. 15.10.2020 tarihi itibari ile toplam 601 milyon TL takipli alacak bulunmaktadır.

29.04.2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile 15 yıl vadeli, 5 yıl anapara ve faiz ödemeli olarak yeniden yapılandırılmıştır. Ayrıca Euro cinsinden alınan kredi TL bazında yapılandırılmıştır. 122 milyon TL’lik borç da silindi.

Borcun yapılandırılması, borcun TL cinsinden yapılandırılması, uzun vadeye tecil edilmesi ve bu tarihe kadar tahsilat yapılmadığı halde borcun beşte birinin silinmesi Bankacılık Kanunu ve Türk Hukuku açısından suç teşkil etmektedir. Ceza Kanunu.

“NEDEN KÜÇÜLDÜ VE KİME SATILDI?”

Başka bir vuruş. Bankanın 21.01.2020 tarihli yönetim kurulu kararında, aradan 11 yıl geçmesine rağmen 2009 yılında değeri 10,3 milyon TL olan akaryakıt ve LPG istasyonu bulunan bir gayrimenkul için 6,7-7 milyon TL fiyat belirlendi.

Söz konusu gayrimenkul 2020 yılında 10,5 milyon TL’ye satıldı. Neden bu fiyata düşürüldü ve kime satıldı? Halkbank yönetiminin bizi aydınlatacağına eminim.

Küçük esnaf borcunu geciktirirse, hemen üstüne düşen devlet bankaları resmen AKP’nin sermaye gruplarının tutsağı oluyor. Bu durum sürdürülemez. Halkbank’ın kuruluş felsefesine dönmeliyiz.

Halkbank, esnaf, sanatkar ve küçük işletme sahiplerine uygun koşullarda kaynak aktarmak amacıyla 1933 yılında kurulmuş ve 1938 yılında faaliyete geçmiştir.

Halkbank’ın temeli Atatürk’ün “Küçük esnaf ve büyük sanayicilere ihtiyaç duydukları kredileri kolay ve ucuza verecek bir teşkilatın kurulması ve normal şartlarda kredinin daha ucuza getirilmesi için çalışılması çok gereklidir” sözüdür.

Ancak AKP sayesinde Halkbank kuruluş amacının ötesine geçmiştir. 114,5 milyar liralık nakit dışı risk yarattı. Bu tutarın 100,8 milyar TL’si teminat mektuplarıdır.

Bankanın kuruluş amacına uygun olarak 274,9 milyar TL tutarındaki ticari kredi desteği dikkate alındığında, gayrinakdi risklerin ne ölçüde büyüdüğü ve bankanın amacı dışında kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Devlete ait işletmeleri bir an önce AKP’nin elinden kurtarmamız gerekiyor. Sadece kamu bankalarından trilyonlarca liralık sermaye aktarılıyor. Bu yüzden hemen seçim şart!

Leave a Reply

Your email address will not be published.