Ücretlere Yansıyan Kâr Artışı: Çalışanlar ve Emekliler Nefes Alacak

İşçi, memur ve emeklilerin gelirlerinin artırılması için kamu ve özel sektörün Temmuz ayında en az %50 oranında zam yapması gerekiyor. Haziran ayı sonunda 6 aylık tüketici enflasyonu %40 seviyelerinde olacak. Yıllık %6-7’lik bir büyüme beklentisi dikkate alındığında, işçi, memur ve emeklilerin enflasyon + refah payına eşit en az %50 maaş artışı yapılmalıdır (emekliler ve çalışanlar da pay almalıdır. büyümeden).

ENFLASYON YÜKÜ ÇALIŞAN VE EMEKLİ

Enflasyonun yükü şu anda işçi sınıfının ve emeklilerin omuzlarında. Çalışan kesim ve emekliler toplumun yaklaşık %90’ını oluşturmaktadır. Bu iki grup rahatlama yaşarsa, genel olarak toplum rahatlama yaşayacaktır. Temmuz ayı zam rakamları gündeme geldiğinde itirazlar gelecek ancak bu zamlar yeniden enflasyon artışını tetikliyor. İşçiler, memurlar ve emekliler bugüne kadar oluşan enflasyonun suçlusu olmasalar da bugüne kadar bu yükü taşıdılar.

BÜYÜME PAYI OLMALI

Temmuz ayındaki %50’lik zam sonrasında oluşacak %5-10’luk enflasyona toplum rahatlıkla dayanabilir. Yıl başında yılın ikinci altı aylık döneminde oluşacak enflasyon ve refah payı kadar bir artış yapılırsa, pandemi sonrası ciddi gelir kaybı yaşayanlar bu zararları tazmin edecek ve alacaklarını alacak. büyümeden bir pay.

DAHA FAZLA BÜTÇE VAR

Bütçe açığı olduğunda hükümetin bu paraları nasıl ödeyeceği ve karşılayacağı konusunda itirazlar olacaktır. 2021 yılında Türkiye’de toplam gayri safi milli hasıla 7,2 trilyon lira iken, merkezi yönetimin toplam gelirleri 1,4 trilyon lira oldu. Bütçe gelirlerinin milli gelire oranı %20 civarındadır. 2022 yılında Türkiye’de tahmini toplam gayri safi milli hasıla 12-13 trilyon lira civarında olacak. Bütçe gelirlerinin 2.4-2.6 trilyon lira civarında olması bekleniyor. Cari bütçede bu rakam 1.5 trilyon lira olarak öngörülmüştü. 5 aylık bütçe gerçekleşmelerine baktığımızda ise toplamda yıl için 2.4-2.6 trilyon TL bütçe gelirlerinin rahatlıkla elde edilebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle ek zamlar bütçe gelirlerindeki artışlarla kolaylıkla karşılanabilmektedir.

ÖZELLİKLE KAR VE CİRO YÜKSEK

Özel sektörün tüm sektörlerine baktığımızda şirket yüksek ciro ve kâr elde ediyor. 1. çeyrek bilançolarına baktığımızda bunu tüm sektörlerde rahatlıkla görebiliyoruz. Çalışanların da bu güzel tablodan pay alması gerekiyor. 2022’de 5 aylık kurumlar vergisi ödemelerine baktığımızda 260 milyar TL’lik bir rakam görüyoruz. Bu rakam geçen yılın tamamında 177 milyar TL idi. Özel sektör şirketleri, çalışanlarına kazandıkları paradan hak ettikleri payı vermemektedir. Toplumdaki sorun ekonomik kriz değil; gelir dağılımındaki eşitsizlik; işçi, memur ve emeklilerin satın alma gücünün azalmasıdır. Özel sektör şirketleri bu parayı kazanan çalışanlarına tam haklarını vermelidir.

BANKALARIN KÂRLARI 350-400 MİLYAR OLACAK

Örneğin elimizde rakamlar olduğuna göre bankacılık sektörüne bakabiliriz. Diğer sektörlerde de benzer durumlar olduğunu düşünüyorum. Bankaların 4 aylık karı 93 milyar TL, 4 aylık personel giderleri 22 milyar TL civarında. 2022 yılı sonunda bankacılık sektörünün toplam kârı 350 -400 milyar TL’ye ulaşacak; Personele yılın ikinci yarısında %50 zam yapılsa bile 2022 personel harcaması 80 milyar TL’ye çıkacak. Sermayenin karı personel giderlerinin 5 katıdır. 2012 yılında bankacılık sektöründe sermaye karı personel giderlerinin 2 katından az olmuştur. Yani 200 bin çalışanın geliri, 50-100 kapitalistin gelirinin beşte biri. Burada çalışanların maaşlarında reel olarak enflasyon dışında bir düzenleme yapılmalıdır. Bu rakam diğer sektörlerde de benzer. 1000 işçi çalıştıran bir fabrikada, sermayenin karı, 1000 işçinin yıllık kazancından daha fazladır.

TÜM BÖLÜMLER ARTAN ZENGİNLİKTEN FAYDALANMALI

Hükümetler, kapitalistleri sürekli teşvik ve desteklerle üretmeye ve istihdam sağlamaya teşvik eder ve destekler. Ancak gelinen noktada kapitalistin kazancını paylaşmakta ısrar ettiği görülmektedir. Herkes çok adildir, çok demokrattır, kendisi dışındaki konularda çok vicdanlıdır ama iş kendi cebine gelince bir nalbant gibi her zaman kendisine yontmaktadır. Hükümetin daha önce olduğu gibi işçi, memur ve emekliler lehine adımlar atması gerekiyor.

Hükümetimiz gelir dağılımındaki bu adaletsizliği gündemine almalı ve önümüzdeki yıllarda en çok bu konuya odaklanmalıdır. Ülkemiz son 20 yılda ekonomik olarak 2-3 kat büyümüş, ülkenin refah seviyesi yükselmiş ama bu refahtan alınan payların dağılımında bir eşitsizlik olmuş, bunun telafi edilmesi gerekiyor.

ŞEYLERE BU AÇIDAN BAKIN

İşçilere, memurlara ve emeklilere verilecek zamlar söz konusu olduğunda bu sefer kimse mazeret üretmesin. Alt gelir gruplarının refah düzeyini yükseltmenin zamanı geldi; hissedarlar merak etmesin. Ey hissedarlar; Çalışanlarınız önemli değil, siz hayata müşterilerinizin önemli olduğu gibi bakın. İşçiler, memurlar ve emekliler çok kazanıyorsa, onlar da sizin müşterinizdir; müşterileriniz kazanmış olacak; Uzun vadede yine de kazanacaksınız, merak etmeyin, gerçekte kaybetmeyeceksiniz. İşçilere hak ettikleri ücreti vermekte korkak olmayın. Ve olaylara bu açıdan bakın.

Memurlar.Net InstagramTakip etmek için tıklayın

Leave a Reply

Your email address will not be published.